İnsan(ın biri) o gün yine geç kalktı uykusundan. Kim olduğu o kadar önemli değildi. Sadece cismin yansımasından ibaretti. Bekli de ben, sen, o ya da biz, siz, onlardan herhangi biriydi. Zaman ve mekandan meçhul olan bu insanın kim olduğu önemli olmadığı gibi cinsiyeti de önemli değildi. Dedim ya önemli olan etiketi değildi. Sadece ama sadece düşünceleri, fikirleri ve davranışlarıydı beni ve bizi ilgilendiren.
İnsan, gözlerini zorlukla açarak merhaba demişti yeni gelen güne. Yatakta hafifçe doğruldu, biran için tekrar yatmayı düşündü. Uyku bir mıknatıs gibi çekiyordu tüm bedenini. Karşı koymaya çalıştı uykuya ama bu kadar sinsi bir düşmana karşı ne yapabilirdi ki. İnsan bunları düşünürken tüm bedenini tekrar kucağına alan uyku daha fazla düşünmesine mani oldu. Son on saattir uyumasına rağmen uykuya karşı koyamamış ve yine uyumuştu insan. Dostunu fazla kullandığı için kendine düşman yapmış ve farkına bile varamadan dostunun – düşmanının tuzağına düşmüştü. Küçük günahları temiz, beyaz ve sevimli göstermişti dostu – düşmanı. İnsanımız birçok şeyi unuttuğu gibi Ata insanlardan aldığı öğütleri de unutmuştu. Tarihini ise daha bir unutur olmuştu ibret almamak için. Yardım etmeyi de bırakmıştı artık, kendi kendinden uzaklaştığı için. Düşünmekse, o da neydi, refleksleri vardı ya, düşünmenin lüzumu neydi. Hem niye kendi kendini yoracaktı ki, nasıl olsa birileri insanın, insanların yerine düşünüyorlardı. Kime oy atacağını, hangi marka elbise giyeceğini, hangi lokanta da akşam yemeği yiyeceğini, parayı hangi insana ya da insanlara harcayacağını bilmesine gerek yoktu. Elbet birisi gelir ve onun yerine karar verirdi. devamını oku »
