İnsan ve Karınca…

İnsan(ın biri) o gün yine geç kalktı uykusundan. Kim olduğu o kadar önemli değildi. Sadece cismin yansımasından ibaretti. Bekli de ben, sen, o ya da biz, siz, onlardan herhangi biriydi. Zaman ve mekandan meçhul olan bu insanın kim olduğu önemli olmadığı gibi cinsiyeti de önemli değildi. Dedim ya önemli olan etiketi değildi. Sadece ama sadece düşünceleri, fikirleri ve davranışlarıydı beni ve bizi ilgilendiren.

İnsan, gözlerini zorlukla açarak merhaba demişti yeni gelen güne. Yatakta hafifçe doğruldu, biran için tekrar yatmayı düşündü. Uyku bir mıknatıs gibi çekiyordu tüm bedenini. Karşı koymaya çalıştı uykuya ama bu kadar sinsi bir düşmana karşı ne yapabilirdi ki. İnsan bunları düşünürken tüm bedenini tekrar kucağına alan uyku daha fazla düşünmesine mani oldu. Son on saattir uyumasına rağmen uykuya karşı koyamamış ve yine uyumuştu insan. Dostunu fazla kullandığı için kendine düşman yapmış ve farkına bile varamadan dostunun – düşmanının tuzağına düşmüştü. Küçük günahları temiz, beyaz ve sevimli göstermişti dostu – düşmanı. İnsanımız birçok şeyi unuttuğu gibi Ata insanlardan aldığı öğütleri de unutmuştu. Tarihini ise daha bir unutur olmuştu ibret almamak için. Yardım etmeyi de bırakmıştı artık, kendi kendinden uzaklaştığı için. Düşünmekse, o da neydi, refleksleri vardı ya, düşünmenin lüzumu neydi. Hem niye kendi kendini yoracaktı ki, nasıl olsa birileri insanın, insanların yerine düşünüyorlardı. Kime oy atacağını, hangi marka elbise giyeceğini, hangi lokanta da akşam yemeği yiyeceğini, parayı hangi insana ya da insanlara harcayacağını bilmesine gerek yoktu. Elbet birisi gelir ve onun yerine karar verirdi.

İnsan on saatin üzerine bir iki saat daha uyuduktan sonra yine aynı yorgunlukla kalktı. Aslında uyanmazdı ama hala içinde varolan birkaç kırıntı ve birazda vicdan derse geç kalacağını söylüyordu. İçinden yükselen sesi dindiremeyince yataktan kalktı ve mutfağa doğru ilerlemeye başladı. Mutfak leş gibi kokuyordu, hafif ekşimsi, nemli bir küf kokusu yayılmıştı ortalığa. Yüzünü buruşturarak içeri girdi. Manzara insanın midesini bulandıracak türdendi. Bir yanda toplanmamış üzeri yemek artıklarıyla dolu, uzun zamandır temizlenmediği belli olan bir yemek masası diğer yanda da yıkanmamış bulaşıkların biriktiği kir, pas içindeki lavabo vardı. Bu iki unsurun birleşmesiyle birlikte yayılıyordu iğren koku. Midesinin bulanmaya başladığını hissetti. Tam koşarak mutfaktan çıkacaktı ki masa üzerinde gezinen küçük karaltıyı gördü. Merakla masanın başına geldi. Karaltının ne olduğunu anlamak istiyordu. Uykulu gözlerini ovuşturarak kımıldayan karaltıya dikkat kesildi.

Bir karınca kocaman bir ekmek kırıntısını taşımaya çalışıyordu. Bu muydu beni bu kadar meraklandıran dedi İnsan kendi kendine. Bir anda tiksinmişti ufacık karıncadan. Bu pis yaratık nasıl benim masamın üzerinde gezebilir dedi pisliğine aldırış etmeden. Sinirlenmişti insan karınca karşısındaki küçüklüğüne. Bunun üzerine şişti şişti ve kendi küçüklüğünde büyüdü. Bir kere sinirlenmişti ya boşaltmalıydı içindeki kinini, kendi yolunda usanmadan çalışan karıncaya karşı.

Boşalttı da.

Elini kaldırdı ve hızla karıncanın üzerine doğru indirdi. Masanın üzerine çarpan elinin sesi yankılandı mutfağın eskimiş, yer yer boyası dökülmüş duvarlarında. Bu da yetmezmiş gibi elini bastırarak sağa sola çevirdi ezdiğinden emin olmak istiyordu, sonra elini çekti ve yaptığı şeye ifadesiz bir yüzle baktı.

Neyi düşünüyordu?
Düşünmekten başka her şeyi
Bir anda olmuş bitmişti tüm yaşananlar. Az önce karınca canlıydı, az sonra cansız.
İnsan tekrar gözlerini ovuşturarak yatağına yöneldi. Tarihini unutmuştu insan. Ve tarihini unutan diğerleri gibi geçmişini sorgulamıyordu, ibret almıyordu. Ders, karınca, tarih, ibret ve en önemlisi düşünmek hepsi birer hiçti onun için. Yatağa uzandı ve gözlerini tembelliğe açtı.

Hayata geç kalmıştı İnsan. Derse geç kalmasının hiçbir önemi yoktu onun için.

No related posts.

Related posts brought to you by Yet Another Related Posts Plugin.

Yorum Gönder

Yorum göndermek için üye olmanız ve giriş yapmış olmanız gereklidir. Üyeliğiniz yoksa, üye olmak için tıklayınız